Bugun...
13-06-2018 10:22:00 Kategori: ÖZEL HABER

Osmanlı’nın ilk kadın sığınma evi: “Karılar tekkesi” Eyüp’teki Hatuniye Dergâhı

Osmanlı’nın ilk kadın sığınma evi: “Karılar tekkesi”  Eyüp’teki Hatuniye Dergâhı
  • Facebook Paylaş
  • Yorum Yaz

"Günümüzdeki yüzyılda bile hala tüm ülkelerin kanayan yarasıdır kadına yönelik şiddet."

İSTANBUL

Yaşadığımız yüzyılda hala neredeyse tüm ülkelerin kanayan yarasıdır kadına yönelik şiddet. Bir ülkenin gelişmişliği ile birlikte azalması ve hatta yok olması düşünülen bu kötü eylemlere, dünya üzerinde yaşayan kadınlar çeşitli şekilde maruz kalmaktadır.Kadına yönelik şiddet dendiğinde ilk akla gelen fiziksel şiddet yani dayak, yaralama ve cinayet olsa da şiddetin başka türleri de var. Örneğin kadının ev dışında çalışmasına izin vermemek, gelirine el koymak, ailesi ya da arkadaşlarıyla görüşmesine izin vermemek, hakaret etmek veya istemediği halde cinsel ilişkiye zorlamak da şiddettir. Bugün, fiziksel, duygusal/psikolojik, ekonomik, cinsel şiddet veya şiddet tehdidi yüzünden her kesimden milyonlarca kadın baskı altında yaşıyor, toplumsal hayata daha az katılıyor, zorla evlendiriliyor, sakat kalıyor veya öldürülüyor. Üstelik şiddet aile içinde gerçekleştiğinde etkisi de daha yıkıcı oluyor. Az öncede söylediğim gibi bana göre ülkenin gelişmişliği ve eğitim seviyesinin artması ile azalması hatta yok olmasını beklediğimiz  kadına karşı uygulanan şiddetin maalesef ki giderek arttığı ve faillerinin istenen cezalara çarptırılmadığı ülkemizde kadının mağduriyeti halen devam etmektedir. Gazetemizin ısrarla takip ettiği ve konuyla ilgili çok sayıda haberler çıkarttığı “kadına uygulanan şiddet” dünya milletleri arasında da hepimizi mahcup durumlara düşürmektedir. Diğer milletler dönüp aynada kendilerine baksınlar diyemeyiz.

İstanbul Sözleşmesi olarak anılan Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi, kadına yönelik şiddet konusunda bağlayıcılığa sahip ilk uluslararası sözleşme. Bu nedenle yalnızca Sözleşmeyi onaylayan ilk devlet olan Türkiye açısından değil Avrupa Konseyine üye tüm diğer devletler bakımından da son derece önemli bir yere sahip.

Türkiye, 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe giren “Kadına karşı şiddetin önlenmesi”ni sağlayacak olan İstanbul Sözleşmesi’ne çekincesiz olarak imza atmıştır. Sözleşmede kadınların şiddetten uzak yaşama hakkının ve ayırımcılığın yasaklanması, kalıplaşmış toplumsal cinsiyet rollerinin incelenmesi, kadınlara yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin önlenmesi, tecavüz kriz merkezleriyle cinsel şiddet yönlendirme merkezlerinin kurulması, tazminat taleplerinin karşılanması gibi maddeler mevcuttur.  Ayrıca yetişkin bireyi veya çocuğu evlenmeye zorlayan kasıtlı davranışların suç sayılmasını sağlamak üzere hukuki veya diğer tedbirlerin alınması, konuyla ilgili uzmanların eğitilmesi ve suçların sözde “namus” adına işlenen cinayetler gibi kabul edilemez gerekçelerinin ortadan kaldırılması gibi hususlar sözleşmede yer almaktadır. 

Kabul edilemez gördüğümüz insanlık dışı böylesi bir fiile karşı bugün “Mor çatı” adıyla kadın sığınma evleri var olup konuyu ciddi olarak ele almışlardır. Aslında Türkiye’deki ilk sığınma evi Osmanlı Devleti tarafından 18’inci yüzyılda ve Hatuniye Dergâhı adıyla İstanbul Eyüp’te açılmış. Burada, şiddet gören ve zor durumda olan kadınlara zanaat öğretilerek hayata bağlanmaları ve tutunmaları sağlanmak istenmiş. Psikolojik rahatsızlıkları olanlar tedavi edilmiş.

    Bu dergâhı Mimar Dr. Fatma Sedes, Tarihi Mirası Koruma Vakfı bünyesinde yaptığı çalışmalar sonucunda keşfedince Büyükşehir Belediyesi yapıyı restore etmiştir. Eyüp’teki Hatuniye Dergâhı diğer adıyla "Karılar Tekkesi" yaşlı kadınların huzurevi hizmetini de karşılamış bir zamanlar. 

    Yüz kişilik bir kapasiteye sahip olan dergâhta 18- 80 yaşları arasındaki kadınlar kalabiliyormuş. Mekân daha önce bir Mevlevî tekkesiymiş. İstanbul’un sürekli göç alması, çarpık yapılaşma ve tarih bilincinin oluşmamış olması gibi nedenlerle harabe halinde bulunan kompleks, gecekondulaşmanın artmasıyla bahçesini kaybetmiştir. 

    2008 yılında İstanbul Belediyesinin gayretleriyle başlatılan restorasyonda mescit yeniden inşa edilerek mezarlıkların ve çiçekli mezar taşlarının bakımı ve bahçe düzenlemesi yapılmıştır. Günümüzde özel davet ve toplantılar için kullanılmaktadır.  

 

Türkiye’de Sığınma Evleri

* 1990 yılında Uğur İlhan, Türkiye’nin ilk kadın sığınma evinin kurulmasına öncülük etti. 
* 1990 yılında açılan ve 5 bin kadına destek hizmeti veren Bakırköy Kadın Sığınma evi, iki yıl sonra yönetiminin değişmesiyle kapatıldı. 
* Şişli’de açılan Kadın Sığınma evi de restorasyon gerekçesiyle aynı kaderi paylaştı. 
* Kadın Dayanışma Vakfı, 1993 yılında Altındağ Belediyesi ile işbirliği içinde bağımsız bir kadın kuruluşunun işlettiği ilk kadın sığınma evini kurdu. 
* 2005 yılında çıkarılan yasayla nüfusu 50 bini geçen tüm belediyelerde en az bir kadın sığınma evi bulunması zorunluluğu getirildi. Bu yasaya uygun davranılsaydı şu anda Türkiye’de yaklaşık 3 bin kadın sığınma evi bulunması gerekiyordu. Sadece İstanbul’da 29 sığınma evi olmalıydı. 

1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi, 12 bölüm ve 81 maddeden oluşmaktadır. Tüm kadınların bu sözleşmeyi okuyup haklarının neler olduğunu öğrenmeli ve gerek kendilerine gerekse şiddet gören bir kız çocuğuna karşı bu tür bir eylem yapıldığında bu haklarını bilerek  karşı koymalı ve hukuksal haklarına başvurmaları gerekmektedir. Ayrıca tüm kadınların bu sözleşmeleri okuyup iyice benimsemeleri gerekmektedir ki kız olsun erkek olsun çocuklarını büyütürken bu doğrultuda büyütmelidirler. Sadece kendileri ve kız çocuklarının bilinçlenmesi yeterli değildir çünkü kadına yönelik şiddet bir erkek tarafından yani babası, kardeşi yada eşi tarafından gerçekleştiği için erkek çocuklarında büyürken bu bu sözleşmenin maddelerinin bilincinde büyütülürse ileride o da bir kadına şiddet uygulamak düşüncesinden uzak büyüyecek çünkü cezai yaptırımlarını ve kadınların haklarının ihlal etmemesinin bilincinde büyüyecektir. İşte bu yüzden hep söylüyorum yine söyleyeceğim kadınlar ve anneler, kızlarımız ve kendimiz için yine büyük görev bize düşmektedir. Bizler kadına karşı şiddet konusu ve haklarımız konusunda bilinçlenip erkek evlatlarımızı bu bilinçle yetiştirmeliyiz ki toplumdan kadına yönelik şiddet olayları azalarak yok olsun. 

Başka bir haberimde de İstanbul Sözleşmesi’ni kısaca hazırlayıp tüm hanımların bilgilenmesine sunacağım. Sizlerde netten araştırıp bu maddeleri ve haklarınızı öğrenebilirsiniz.  Umarım ki hiç bir kadın ve kız çocuğu şiddete maruz kalmaz ve bu tür olayların ülkemizden silinmesi tek dileğimdir. 

 


Kaynak: ÖZEL HABER
Editör: EMİNE KALYON
Bu haber 140 defa okunmuştur.
HABERE YORUM YAZIN



DİĞER ÖZEL HABER HABERLERİ
ANKETİMİZE KATILIN

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer
Sosyal Medya

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ