Bugun...
17-02-2018
GÜLŞAH YILDIZ

GÜLŞAH YILDIZ

Babamın Kitaplığı

Evde kendi haline vakit geçirmeyi çok seven bir çocuktum hep. Her gün kendime yapacak bir iş bulurdum. Ama en çok vakit geçirmeyi sevdiğim şey babamın mütevazi kitaplığının önüydü. Önce kitaplığı düzenleyeceğim diye işe başlar sonra kendimi başka dünyalarda bulurdum. Düzen neye göreyse artık? Renkleri mi, boy sırası mı, kalınlıkları mı hatırlamıyorum. Ama onlara dokunmak önsözlerini ve arka kapaklarını okumak benim en büyük eğlencemdi. Hele ki kitap eskiyse benden mutlusu yoktu. Sütlü kahverengi sayfalara alınmış notlar, yazılmış kopyalar.. Gözlerimden kalpler çıkacak gibi olurdu. Orada minik bir tarif yatıyor. Sanki babamı tanımamın başka bir alternatifi gibiydi. Her zaman için annemle fazla içli dışlı bir ilişkim olmuştur ama babam daha resmi mizaçlı biri olduğundan şeffaf bir iletişimimiz hiç bir zaman olmamıştı. Belki de bu yüzden onun kitaplarına meylettim. Sonra bu başka bir yolculuğa dönüştü sanırım. Hiç bir zaman için çok sıkı bir kitap okuyucusuydum diyemem. İlk okulda ders kapsamından okumam gerekenleri okumazdım mesela. Ama çok iyi bir kitap karıştırıcıyımdır. Her yemekten bir lokma alan gurme gibi. Çünkü hepsinden bir porsiyon yiyebilecek kapasitesi yoktur. Hepsine karşı o kadar çok iştah duyar ki ancak bir kaç lokma alarak bir sonrakini tatmaktan mahrum kalmaz. Ayda 20 tane kitap okumaya vakit ayıramam. Hepsini beynime algılatamam. Ama bazen kendi kitaplığımı saatlerce kurcalarım. Eski dergilere göz gezdiririm. Yarım bıraktığım kitaptan az bir şey daha okurum. Büyük kitapçılarda saatler geçiririm farkında bile olmam. Acıkınca anlıyorum nerdeyse günü bitirdiğimi. Kan şekeri düşüp bir şeyler okuyamayacak hale gelince son anda atıyorum kendimi kitapçıdan. Sadece kitap karıştırmak da değil. Raflar düzeni kitap dizilişlerini inceliyorum. Alaka düzeylerini anlamaya çalışıyorum.  Benim olayım kitap değil sanırım arşivcilik. Düzen, intizam seviyorum. Dağınık görünmemesi anlamında değil kendi içinde bir dizilişi olacak. Mesela babamın bu konuda son derece nev-i şahsına münhasır bir düzeni vardır. Pazar tezgahı gibi karmakarışık görünen bir dizilişin altında onun kafasında oluşturduğu biz intizam vardır. Annem delirir, topla bunları der vesaire. Ben de çözebilmiş değilim onun arşivcilik stilini ama biz baba-kız kağıt işlerini seviyoruz sanırım. 
Geçmiş  tarihli gazete atmaya imtina eden babaya sahibim. Yanlış anlaşılmasın. Gazeteyi diğer çöplerle bir atıp kağıt ziyan etmek değil kastım. Atık kağıtlar başlığı altında bile atamıyor. Bir köşe yazısı beğenmiştir. Onun için önemli bir haber olabilir. Koyar oraya kendi de unutur sonra. İnsan boyunda üst üste koyulmuş gazete ve dergiler olarak birikir. Benim babamdan farklı olarak yaptığım bunları sık sık kurcalıyor olmam. Vitrin arkasında biriken nerdeyse tavana değecek gazete ve dergi yığını nakliye elemanının vitrini çekerken üzerine yıkılmasıyla o devir kapandı. Artık  annemin evde böyle bir şeye izin vermediğini biliyorum. Tahminimce babamın yeni kağıt atıkları ofisinde birikmeye devam ediyor. Geçenlerde ofisinde ziyaret ettiğimde ortada görünür bir şey yoktu ama muhtemelen bir yerlere sokuşturuyordur. Ortada gördüklerim daha çok kitaptı. Ben onun yerinde olsam ofisime yakışıklı bir kütüphane yaparım. Bir de evde minik bir kitaplık yapardım. Okunanlar ve okunacaklar olarak bir dizilim yapardım. Ben kendi evimde kitapları daha hoş bir görsel oluşturacak şekilde diziyorum. Ama babam için bunun bir öneminin olmadığından işlevsel bir dizilişi daha faydalı buluyorum. Bir de ben hiç şiir kitabı okuyamam. Burada da kendisiyle ayrışıyoruz. Babamın yanında yöresinde her an bir şiir kitabı bulabilirsiniz. Baş ucunda, ofisinde illaki vardır. Ama benim okuduğum tek şiir kitabı Nazım Hikmet’in Piraye’ye Mektuplar adlı tıpkı basım derlemesinin içinde şiirlerdir. O da sadece bir şiir kitabı değil aslında. Mektup, anı bir çok türü barındırıyor. Babamın kitaplığıyla başlayan serüvenim bugün şampuan ambalajı okumaya kadar vardı. 
Sadece okumak değil not tutmak da benim için çok önemli. Ama bu konuda anneme haksızlık etmek istemem. Haftalık yemek menüsü yazan her şeyi yazarak organize eden bir kadındır. Babamın her cebinden bir şeyler karalanmış not kağıtları çıkarken, annemin ki güzel defterlere yazılmıştır. Ben bu konuda annemin stilini daha çok takip ederim. Şirin defterler alırım. O berbat yazımla güzel yazabilmek için çaba sarf ederim. Yine de başaramam o ayrı bir mesele tabii. Biz evde 3 çocuktuk abim, ben ve küçük kardeşimiz. Ben bu denli etkilenmişken kitap, gazete, dergi, not tutma işlerinden onlarında bir o kadar alakası yok. Aynı evin 3 çocuğuyduk ama yazma, çizme, okuma işlerine bir ben aşık oldum. İyi ki de olmuşum. Bugün bu gazete sayfasında benim için bir köşe ayrılabiliyorsa bunu babamın kütüphanesine borçluyum sanırım. 

 

Bu makale 467 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer
Sosyal Medya

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ