Bugun...
10-04-2018
SONNUR ADA

SONNUR ADA

Bugünümüzü geçmiş zamanda yaşarsak…

‘’Aslında çoğu hatamı görüyorum ama çocukluk ve ilk gençlik yıllarımda ailemin tutumunun üzerimdeki etkisi bu…’’

‘’Çevrem benim dilimin keskin ve kırıcı olduğunu söylüyor. Sanırım annemin despot tarafı, bizi büyütürken emir kipini çok kullanması bende buna sebep oluyor…’’

‘’Hata yapma korkumun toleranssız bir ortamda yetişmemden kaynaklandığını düşünüyorum…’’

‘’Çocuğum bana çok benziyor ama öyle olsun istemiyorum çünkü ben alınganlığımın ve hassasiyetimin sıkıntısını çok çektim…’’

Yukarıdaki örnekleri çoğaltabiliriz. Kendimizden ve yakın çevremizden duyduğumuz yüzlerce örnek gelir önümüze, bugünümüzü geçmiş zaman aralığında düşünerek yaşamamıza örnek olabilecek. 

Çocukluktan kalan ya da ilk gençlik yıllarından bizi etkilediğini düşündüğümüz bir durumu analiz ediyoruz ve bugünkü davranışlarımız üzerindeki etkisini görüyoruz. Pazılı kurup tamamlarken farkındalığımız ve seçim yapabilen sağlıklı tarafımızda noktayı koyuyor ve bilerek eksiksiz bir resim yapıyoruz.

Oysa farkında ve bilincindeyiz. Sebep- sonuç ilişkisi kurabiliyoruz. Olumsuz davranışın bizim bugünümüze hakimiyetine seyirci kalmamızın nedeni, şikayet edeceğimiz nedenden vazgeçmek istemememiz olabilir mi?

Peki biz neden bizde negatif etkisi olan geçmiş zaman diliminden oluşan ifade cümlelerini geçmişten bugüne getiririz?

Genç adam kırgın, öfkeli ve tahammülsüz.

Yaşadığı hayal kırıklıkları haksızlığa uğrama, suçlanma vb. gibi geçmişe dönük ne kadar duygu varsa ifade ettiği cümleleri kaplamış.

Cümlelerin çoğu mışlı geçmiş zamana ait. Geçmiş zamanda kalmış iletişim dili tek ayağı eksik sandalye gibidir, kendimizi ifade edemediğimiz gibi anlaşılma duygusu da yaşayamayız.

Belli aralıklarla bir araya geldiğimizde (sanırım ikinci karşılaşmamız) kendisine, “Sizin eşinizle yaşamış olduklarınızı biliyoruz ama bugün nasılsınız? Geçmişteki şikayetleriniz bugün de devam ediyor mu?” diye sordum.

Genç adam suratıma baktı ve şaşkın bir ifade ile, “iki sene önce boşandık biz” dedi.

Bugününe dönme anıydı o an, hafifçe oturduğu yerden kımıldadı ve “evet biz boşandık zaten” dedi.

Sürekli geçmişte kalmak ve sorgulamak bizim bugünü yaşamamıza engeldir. Geçmiş odaklı  kurulan ifade cümleleri bugünümüzü gasp eder. Değiştiremeyeceğimiz geçmişi ancak bilgi olarak kayıt edebildiğimizde bugün için sağlıklı olur. 

Duygusal kayıtlar duvarsız hapisane gibidir. ‘’Ben ne öğrendim?’’ sorusu, bizi duvarların arkasından incitmeden çıkaracaktır.

Genç adamın kendini kilitlediği 12 yıllık evliliğinde öğrendiklerinden değil de oluşmuş duygularından konuştuğu için bugünkü hayatıyla ilgili fikrimiz olmadı.

Bugün kendi duygu ve düşüncelerimiz aktif olarak iletişimimizde söz sahibi olursa, geçmişi sağlıklı değerlendirip yarına daha olumlu bakabiliriz. 

 İLETİŞİM UZMANI:[email protected]

 
Bu makale 753 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer
Sosyal Medya

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ