Bugun...
13-06-2018
SONNUR ADA

SONNUR ADA

Okurlardan mektup var…

‘’Okurken çok ikna olmasam da deneyinizin sesiz katılımcılarından olmaya karar verdim. Deney günümü seçip akşamdan saatimi kurdum, sabah saatimin ikinci alarmıyla kalktım. Kendime verdiğim sözü tutamamış da olsam günün geri kalanına odaklanarak hazırlanmaya başladım. Mutfaktan sesler geliyor sanırım ayakta iki lokma alıp çıkacağımı bile bile annem kahvaltıyı hazırlıyor yine. Ama ben bugün masaya oturacağım.

  • Günaydın anne.
  • Günaydın oğlum iyi misin?
  • İyiyim anne teşekkür ederim sofra çok güzel görünüyor. İyi uyudun mu?
  • Annecim bana söylemek istediğin bir şey var mı, her şey yolun da, değil mi?
  • İyiyim anne, bugün bir toplantım var benim için çok iyi olacağını düşünüyorum. 

Annem içeriye doğru yöneldi elinde ev telefonuyla geldi şaşkın ben anlatmaya devam ediyorum, kesik şaşkın cümlelerle katılıyor annem. Dışarı çıkmamı bekliyor büyük ihtimal teyzemi arayacak. Şaşkınlığının yanında benimle ilgili endişesi de var yüzünde.. Beş dakika ğeçirmediğim mutfakta annemle beraber yarım saat kahvaltımın keyfini çıkardım. En son şaşkınlığı annemin yanağına kondurduğum öpücükle, “eline sağlık” deyip kapıdan çıktım. Deneye devam…’’

                                                            ***

‘’Yazınızı okurken ilk aklıma gelen, uzun zamandır tadımızın kaçtığı eski bir arkadaşımla deney işe yarar mı acaba oldu. Tadınız niye kaçtı derseniz detayları hatırlamıyorum. Bildiğim bir şey varsa birbirimizi eskisi gibi arayıp sormuyoruz. Eksikliğini yaşıyor muyum? Evet, uzun zamandır egomun gelgitlerine teslim durumdayım.

  • Alo Serap merhaba, nasılsın?
  • Serap benim, Yasemin.
  • Aaa Yasemin iyi misin nasılsın?
  • İyiyim sağol, seninle sohbet etmeyi özledim, bu akşam iş çıkışı buluşalım mı?
  • Olur, iftara gidecektik. Annemi ararım, onlar gider beklemez beni.
  • Yok, programını bozma, başka bir akşam da olur.
  • Ben zaten programım yok diye gidecektim annemlerle. Ben de özledim seninle sohbet etmeyi.

Uzun zamandır kendimden bu kadar hoşnut olmamıştım. Hoşnutluğum Serap’ı görmenin yanında kendi duvarımı aşarak bir yükten kurtulmak oldu.

Deneye devam… Teşekkür ederim…’’

                                          ***

‘’Yazınızı işyerinde okudum. “Ben” den başlamadan etrafımı dinlemek, gözlemlemek istedim. Henüz öğle olmadan yedi yıldır çalıştığım işyerinde hepimizin Ahmet abisinin ne kadar yapıcı bir dili ve düşünce sistemi olduğunu gördüm. Biraz mahcup muyum, evet… Mahçubum ama paylaşmak istedim sizinle.

  • Ahmet abi bir çay getirir misin, taze olsun.
  • Tamam Nevin hanım.
  • Taze mi? Midemde ekşime var, aman bayat çay verme.
  • Farketmeden getirdiysem uyarın beni, çayımın lezzetini bozmak istemem.
  • Yok çayın iyi senin, nolur nolmaz diye söylüyorum, midemin tadı yok.
  • Ahmet abi nerdeydin, kahve söyleyecektim
  • Atanur bey beni dışarı yollamıştı. Getireyim mi kahvenizi?
  • Yok, canım istemiyor artık.
  • Ahmet abi çayın soğuk geldi bana.
  • Demet hanım, beş dakikayı geçti masanıza koyalı.
  • Çok dolaştırıyorsun Ahmet abi çay gelene kadar soğuyor.

          ……………..

  • Ahmet abiye baktım yüzünde hafif bir gülümseme var dinlenmediğini biliyor. İçimden bir ses bize acıdığını söylüyor.
  • Demet hanımın çayını aldı masadan Demet hanım farketmedi. Gelen sıcak çayı fark eder mi, bakacağız.

            Ahmet abi gizliden gizliye sizi mi okuyor acaba?’’

 İLETİŞİM UZMANI:adasonnur@yahoo.co.uk

 

 

Bu makale 511 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer
Sosyal Medya

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ