Bugun...
13-02-2018
SONNUR ADA

SONNUR ADA

Korumak için!

İlişkilerde birbirimizin adına karar vermeye başladığımızda karşımıza bizi gerçeklerden uzaklaştıran bariyerler çıkar.

Bazen eşimiz, arkadaşımız, çocuğumuz bizi var olan olumsuz durumdan uzak tutmak ister. Ve biz öğrendiğimizde gerçeğin sonuçlarını yaşıyor oluyoruz.  ‘’Neden haberim yok?’’,  ‘’Neden bana söylenmedi?’’ gibi sorularımızın yanıtları hep tek düze ve gerekçeye dayalı olarak karşımıza çıkıyor: 

“Seni üzmek istemedim” ...

”Seni korumak istedim” vb…

 Korumaya meyil eden de korunan da aynı durumda, her ikisi de iletişime dahil olurken birbirlerine koydukları koşular dahilinde varlar.

Bilinmesi gereken gerçek varken neden duymayı isteyeceğimiz bilgi gelir önümüze? Bizim vereceğimiz reaksiyonlar gürültülü mü geliyor ki karşımıza da, erteleyip geciktirdiği gerçek ortaya çıktığında bile biz suçlu oluyoruz…

Gerçeği hangi gerekçeyle söylememiş olursak olalım sevdiğimizi korumak için söylediğimizi iddia ettiğimiz yalana nasıl sempatiyle bakabiliriz…

Gerçeğin bizde oluşturduğu tepkiyi gerekçelendiren kişi, umduğu sonuç ile sonucun kendisi arasında düştüğü durumda tek çıkarım; bir başkasını koruma ile elde ettiği feda-kar kişi beslenmesi.

Buraya kadar bizi gerçekten uzak tutan kişiye baktık. Şimdi biz hoşumuza gitmeyen durumlarda nasıl bir kişi oluyoruz? Eşimiz, çocuğumuz ya da bir arkadaşımız neden bizi koruduğunu söyleyerek yaşadığı durumu tek başına göğüslemek durumunda kalıyor? 

Bir şekilde biz yükünü paylaşmak yerine yük mü vermiş oluyoruz tepkilerimizle?

Her şey yolunda gitsin isteğimizde, yerli yerinde yol almadığında karşımızdaki insanlara faturalandırma şeklimiz mi bizi bihaber kılıyor burnumuzun dibindeki olaylardan?

-‘’Eşinize neden söylemediniz çocuğun durumunu?’’

-‘’Kaldıramaz, çok tepki verir. Ben de çocuk ta yoruluyoruz onun söylemlerinden.’’

-“. Zaten öğrenecek okul iletişime geçecektir”

-‘’Biliyorum ama ben babasını da korumak istiyorum, gereksiz yere sinirlenip kendini parçalıyor.’’

-‘’Anladım bu sizin için yorucu değil mi, iki arada bir derede kalıyorsunuz. Bu arada çocuk annenin babaya söylediği yalana şahit oluyor.’’

-‘’Evet ama ne yapayım siz bilmiyorsunuz dertleşemem ki eşimle; önce benim anneliğimi suçlayacaktır, kendi yaşadığı stres de cabası, İki kere anjio yapıldı zaten…’’

Daha çok sınırların kaybolduğu iletişimlerde önümüze çıkan bir sorundur “sevildiğimiz için’’, “korunmak istendiğimiz için’’ ya da ‘’üzülmeyelim diye’’ bize gerçeğin değil de duymamız istenen bilginin aktarılması. 

Sınırlar, yargı koşul ve onayla çerçevelenmiştir. Sorunu paylaşma ya da soruna ortak çözüm bulmaya yönelmekte zorlanıyorsak, yalanı gerekçelendiren de yalana maruz kalan da var olan duruma daha dışarıdan, yargılamadan, koşul koymadan bakabilmelidir.

Artı ve eksilerimizle sevilmenin konforunu yaşayalım. Onaylanmak için sıraladığımız her çümle bizim gerçekten sevmek korumak istediğimiz kişilerle aramıza yalan dağları oluşturur.

Bizi sevdiğini söyleyen kişilerden başka insanlar yaratmadan onları görüp anlayabilelim…

Anlama ve anlaşılmanın keyfini yaşayacağımız bir hafta olsun. 

 İLETİŞİM UZMANI:adasonnur@yahoo.co.uk

 

 

 

 

 

Bu makale 1060 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer
Sosyal Medya

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ