Bugun...
28-03-2018
SONNUR ADA

SONNUR ADA

Monolog- Diyalog

 ‘’Çocuklarımla  konuşuyorum, onlara anlatıyorum ne doğru ne yanlış... Her zaman söylüyorum çocuklarıma benimle her şeyi paylaşın diye. Eğer çalışmazlarsa, okumazlarsa başlarına neler geleceğini söylüyorum.

 Akşam yemeklerinde sofrada onların duruşundan anlıyorum, okullarında ne oldu, moralleri bozuk mu, dersleri nasıl? Kendi deneyim ve bilgimi aktarıyorum. ben ne yapıyorsam onlar için yapıyorum.’’

Çocuklarınız ne düşünüyor?

Dinler benim çocuklarım, bilirler doğruları söylediğimi!

Baba bütün içtenliği ile çocuklarına zaman ayırdığını, konuştuğunu, doğru yolu gösterdiğini söylüyor. Baba’nın nasıl düşündüğünü, çocuklarıyla ilgili neler hissettiğini öğrendik. 

Babanın anlatımındn çocukları ile ilgili bir bilgi almamız zor, çünkü babanın kendisi de çocuklarının nasıl düşündüğü ve nasıl hissettiği ile ilgili yeterli bilgiye sahib değil. Buna neden olan babanın iletişimi sadece kendi duygu ve düşüncelerini ifade etme temeline dayandırması. Zaman zaman düştüğümüz bir durum, “ne söylediğimize kilitlenme”...  Bu durum süreklilik arz ettiğinde iletişim tek taraflı olur, yarattığı boşluğa iki tarafı da alır. 

Beni dinle…

Senin ne diyeceğini biliyorum.

Benim deneyimim çok

Bilmem mi ? Biliyorum tabii ki.

Mecliste konuşmak benim işim.

Temelinde bu ve buna benzer anlamlar içeren çümleler iletişimde tek yönlü köprü  ihtimalini gösterir.

Düşünce ve duyguların karşılıklı iki kişi arasında geçişini sağlayabilecek iletişim köprüsü, Diyalogtur.

Düşünce ve duyguların tek taraflı aktarılması ise Monologtur.

İçinde biraz dinleme tembelliği, bir tutam bilinçsiz bencillik bir doz ego ile harmanlanan düşünce sisteminin dilidir monolog.

Çocuklara neler söylediğini, ne kadar konuştuğunu, konuştuğu konuları öğrenebiliriz ama çocukların yaklaşımını, düşüncelerini, duygularını ise bilemeyiz.

Çünkü iletişime geçen kişide de bu bilgi yok. Konuşmanın karşı tarafında olan kişileri dinleme bölümü yok. Diyaloğun oluşması için karşı tarafın konuşabilmesi, iletişimde duygu ve düşünceleriyle varlık göstermesi gerekir. Fiziksel olarak var olması yetersiz. Duygu ve düşünceleriyle yer bulmalı.

Bize söylenen ile bağ kurabilmemiz için bizim söyleyebileceklerimiz iletişimde yer bulmalı. 

İletişim anlama ve anlaşılma temelli olduğunda yaşam alanı bulur. Sürekli kendimizi ifade etme çabamızın sonuç bulamadığı durumlar iletişimin monolog halinde olmasından da kaynaklanabilir. 

“Beni dinlemiyor”

“Dediklerimi duymuyor”

“Daha önce söylemiştim ya, ısrarla neden yapıyorsun?”

Biz bu cümleleri söylediğimizde karşımızdaki kişi hem şaşkın hem tepkili olabilir. 

Çünkü dahil edilmediği bir iletişimden sorumlu tutularak suçlanıyor.

Bağ kuramadığımız, dahil olmadığımız bir iletişimde bizi ifade edecek duygu ve düşüncelerimiz yer bulamadı demektir .

Nasıl düşündüğümüz, nasıl hissettiğimiz elbette çok önemli, bunu ifade etmemiz de...

Kendimizi ifade ederken karşımızda bizi dinleyen kişi veya kişileri dahil edebildiğimizde İletişimin yaşam konforumuzdaki keyfini yaşarız.

 İLETİŞİM UZMANI:adasonnur@yahoo.co.uk

 
Bu makale 871 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer
Sosyal Medya

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ