Bugun...
16-08-2018
SONNUR ADA

SONNUR ADA

Öfkem…

‘’Daha önce defalarca düştüğüm köprüden niye geçmeye çalışıyorum? Sanki vazgeçmediğim, inandığım, olması gerekir diye ısrarla direndiğim inançlarla yapmışım… hiç olmamış ya da yerle bir olalı çok olmuş da ben görmemişim.

Haklısınız, yok edip silmeden önce anlatmalıyım, anlamalıyım kendimi. Öfkem her şeye, herkese karşı. Ama ben öfkenin taşıyıcısıyım. Virüs gibi her zayıf anımda pusuya yatmış bekliyor beni.

Hiç sektirmez, bilirim olmadık yerde çıkar karşıma. En sevdiklerimi falan dinlemiyor. Son zamanlarda annemin karşımda çekimser kaldığını hissediyorum. Benim virüsten payına bir şey düşmesin diye çok dikkatli davranıyor. Öfke virüsüm olurlarım ve olmazlarımın belirleyicisi olmuş. Ben bile kestiremez oldum ne zaman neye tepki verip vermeyeceğimi. Kızım bana "sağın solun belli olmuyor anne" dediğinde çok kızmıştım ama çocuk haklıymış.

 Kolay mı insanın öfkesinin kendine karşı olduğunu itiraf etmesi. Elimde kalacak demektir onca yıl ısrarla takılıp kaldığım, sahip çıktığım zincirler yumağını terk etmek. Evet taşıması zor beni ve hayatımı çekilmez kılan bu ağırlığı ama kabullenmesi de zor.. Hele de benim gibi burnu düşse yerden almayan biri için. Ama doğru söylüyorsunuz; hiç değilse bir zorluğun doğuracağı huzur ve dinginliği görmek bile iyi geliyor insana.

 Evet biliyorum kendimi geliştiremediğim tarafım benim bu. Az gelişmişliğim gasp ediyor, üreten, gören, anlayan tarafımı. Doğruları söyleyen bir sürü insan var etrafımda. Onlar beni desteklerken benim onları kırmaya devam ettiğim de doğru.

Öfkemin karşısında yarattığım haksızlıkları gördükçe neden daha da saldırganlaştığımı anlamaya başladım. Akıllı insanlar var etrafımda kolayca görüyorlar kendimle yaptığım harbi. Bana söylediklerinde yakalanmanın çaresizliği ile daha da öfkeleniyorum.

Evet yeni köprüler inşaa etmeliyim kendimle. Israrlarımın bana ödettiği bedellere artık gözlerimi kapamamalıyım.

Şimdi konuşurken daha iyi anlıyorum; eşimin gözleri parlamıştı sizinle konuşmak istediğimi söylediğimde. Aslında benim kendimle yaşadığım çaresizliği görüyordu. Ben de suskunluğunu kendi üstünlüğüm olarak görmüştüm. Utandığımı itiraf etmeliyim.

 

Dediğiniz çok doğru, nasıl da kontrol altında tutuyorum her şeyi. Bu yüzden benim dışımda oluşan ne varsa bakmadan reddediyorum.

Eşim de çocuğum da ne kadar sabırlı davranmışlar bana. En çok onlar etkilendi diye düşünüyorum benim fütursuzca etrafa saldıran virüsümden.

Daha dışarıdan bakıyorum şimdi. Eve gittiğimde eşimden daha farkında olarak özür dileyeceğim. “Ben olsam beni çoktan boşardım” diyerek bana verdiği şans için teşekkür edeceğim ona.

 Ben önce kendimi düzeltmek istiyorum ki eşimle, çocuğumla, arkadaşlarımla da daha sağlıklı bir iletişim kurayım.

Ne demiştiniz, bu virüsün antibiyotiği kendimizi anlayıp tanımaktan geçiyor. Bir de kendimizi kandırmamaktan değil mi? Bir şey daha vardı. En sağlıklı duygular ifade edebildiğimiz duygulardı…’’

Anlama ve anlaşılmanın keyfini yaşama dileğiyle.

İLETİŞİM UZMANI:[email protected]

 
 
Bu makale 511 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer
Sosyal Medya

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ