Bugun...
22-05-2018
SONNUR ADA

SONNUR ADA

Senden çöpçü bile olmaz !

Yoğun, yıkıcı ve acımasız.. 

Omuzları içe dönük, bedeni yetişkin ama bakışlar ürkek ve güvensiz. Ortamın onda bıraktığı etkiyi anlamak için kendine zaman tanıyor. Sorulara kesik, kısa cevaplar veriyor…

Mustafa’yı yakın çevresi nasıl görür?

‘’Evdekilerin, bu bizsiz hiçbir şey yapamaz, bakışı aklıma geliyor. İşe yaramaz görüyorlar sanırım. Mesela okulu bırakmak istediğim dönemde, evdekilerin bana söyledikleri geldi aklıma...’’

-Neler söylediler?

“Biz olmasaydık sen üniversitenin kapısından adım atamazdın.” “Senden ancak çöpçü olur bu saatten sonra”, “Bu kadar para gömdük hala mezun olamadın”, “Ekmek mi kazanıyorsun söz hakkın olsun?” gibi bir sürü şey…

Erken ergenlik sürecinden başlayarak gelişen hikayede hakim olan dil kalıpları,

Aşağılama dili; “senden çöpçü bile olmaz.”

Bağımlı kılma dili; “biz olmasaydık sen Üniversitenin kapısından giremezdin “

Suçlama dili; “Bu kadar para gömdük hala mezun olamadın” 

Değersizleştirme; “Ekmek mi kazanıyorsun söz hakkın olsun?”

Negatif dil kalıpları yoğun, yıkıcı ve acımasız.. 

Genç bir insan. Özgüveninde ve kendine inancında ciddi sarsılma var. Olumlu tarafı kendini analiz ederken çıkardığı olumsuz tabloya sahip çıkmak yerine sebep- sonuç ilişkisi kurarak çözüme yönelik adım atmaya açık davranması.

Zaman alacak bir onarım süreci yap-boz misali, sağlam bacağı kesip koltuk değneği ile yürümek gibi…

                                                        ***

Panik halde okulun kapısından çıkan yetişkin ve kızın arasındaki kısa iletişim sürecinin bana ulaşan kısmı, kızına laf anlatmaya çalışan bir yetişkinin ağzından çıkan cümle, “Senin yüzünden iki yakamız bir araya gelmiyor”, “Arkanı toplamayacağım gör bak ne duruma düşersin”.

Kızımız 15 -16 yaşında, telaşını çok net ortaya koyan yetişkin ise kırklı yaşlarda. Bu çocuğun bu cümleden anlayabileceği; varlığından duyulan rahatsızlık. Yük olma duygusu, değersizlik, güvensizlik ve istenmeme…

Sebebi ne olursa olsun kullandığımız dil çevremizdeki insanların yapı taşlarını hedef alıyorsa, elimizde ateşli silah varmış gibi zarar verebiliyoruz. Cümlelerimiz kurşun misali yakıp geçebilir. Duygularımız bedenimizin onarılması gibi steril ortamda değil hayatın içinde, durumumuzdan haberdar olmayan dış etkenlere savunmasızdır.

Daha zorlayıcı yorucu bir süreçtir hayata bakışımızı, yara alan umudumuzu onarmak.

Birbirimize her zaman olumlu duygu ve düşünce içeren mesajlar gönderemeyebiliriz. Yeter ki cümleleri saldırgan, yok edici silahlar haline getirmeyelim.

Evet, iletişim önemli hepimiz biliyoruz. Bir de dikkatimizi vermemiz gereken dilin yapıcı ve yıkıcı gücü. Dil, duygu bağımız olan kişilerle çok daha etken rol üstlenir.  Lütfen bunu göz ardı etmeyelim.

Yapan, onaran dilin keyfini ve dinginliğini yaşamak dileğiyle.

 İLETİŞİM UZMANI:adasonnur@yahoo.co.uk

 

 

 

Bu makale 673 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer
Sosyal Medya

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ